Köylülerden HES’e karşı dere nöbeti!

ARTVİN

Özgür Gündem: 20.01.2013

Artvin’in Arhavi ilçesindeki Kamilet Vadisinde yapımı planlanan HES’e karşı Arhavi halkı direnişe geçti. HES’lere karşı direnen köylülere Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP) ile Fındıklı Derelerini Koruma Platformu da destek verdi. Dünyaca tanınan Mençura Şelalesinin de bulunduğu vadi üzerinde Eyner Enerji şirketi tarafından yapımı planlanan Taşlıkaya HES projesi için firmanın bölgede çalışma yapacağının duyurulması üzerine HES’e karşı tepkili olan yöre halkı çalışmaları protesto etmek için sabah erken saatlerde Arhavi’nin Kamilet Vadisinde toplandı.

Köylülere engel

Çalışmaları protesto eden halkın karşısına çevik kuvvet ve jandarma ekipleri çıkınca kısa süreli gerginlik yaşandı. Güvenlik barikatını aşamayan köylüler ateş yakarak olay yerinde beklemeye başladı. Köylüleri sakinleştirmek için olay yerine gelen Arhavi Kaymakamı Bülent Bayraktar da “Dereler özgürdür, özgür akacak” ve “HES yapma boşuna yıkacağız başına” sloganları eşliğinde alkış ve ıslıkla köylülerce protesto edildi. Köylülerle görüşen Kaymakam Bayraktar, “Burada yapılan bir inşaat faaliyeti yok. Sadece bir sondaj çalışması var” diyerek açıklama yapmak istedi. Ancak bunun HES çalışmasının bir parçası olduğunu öne süren köylüler Kaymakam’a tepkilerini sürdürerek konuşmasına izin vermedi.

Vadi geleceğimizdir

Arhavi Turizm Derneği Yöneticisi Cengiz Mahmutoğlu, burada bir basın açıklaması yaptı. 36 kilometre boyunca uzanan vadinin önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu belirten Mahmutoğlu, Mençuna şelalesinin 1895 yılında keşfedildiğini anımsatarak, gözyaşları arasında sürdürdüğü açıklamasında şöyle konuştu: “Biz Mençuna şelalesini 27 yıldır ancak tanıtabildik. Bu sürede tanıttığımız Mençuna şelalesini şimdi vadide kurulacak olan HES’lere mahkum edemeyiz.”

Dere nöbetindeyiz

Daha sonra HES çalışmalarının durdurulması için yöre halkı tarafından imza kampanyası başlatılırken, ortak mücadele kararı alınarak vadide nöbet tutulmaya başlandı. Arhavili köylülerin HES karşıtı mücadelesine destek veren DEKAP ve Fındıklı Derelerini Koruma Platformu adına yapılan ortak açıklamada ise, bu saldırıların karşısında dayanışma ve dirençle mücadeleye devam edileceği vurgulandı.

KÖYLÜLER KAZANDI

Derelerin Kardeşliği Platformu HES firmalarının SİT alanı kararını kaldırmak için uğraştığı Rize Fındıklı’nın Arılı Vadisi’ne dair Danıştay’ın kararı onayladığını bildirdi.

 

Rize – BİA Haber Merkezi 09 Kasım 2012, Cuma

 

Derelerin Kardeşliği Platformu Danıştay 14. Dairesi’nin kararı sonucu Rize Fındıklı’nın Arılı Vadisi’nin SİT alanı olarak kaldığını açıkladı.

Çevre ve orman bakanlıklarının ayrılmasının ardından lağvedilen Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Trabzon Bölge Kurulu’nun 18 Şubat 2010 tarihinde 1. ve 3. derecede doğal SİT alanı ilan ettiği Arılı Vadisi’yle ilgili olarak alınmış yürütmeyi durdurma kararı Danıştay tarafından iptal edildi.

Rize İdare Mahkemesi vadi boyunca HES projesi geliştiren firmaların itirazı üzerine 6 Aralık 2011′de SİT alanı kararıyla ilgili olarak yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Bu karara itiraz eden köylüler de Danıştay’a başvurmuştu.

“Halkı yok sayıyorlar”

 

Fındıklı Dereleri Koruma Platformu Sözcüsü Hüseyin Acar süreçle ilgili yaptığı açıklamada, “Fındıklı halkının yaklaşık beş yıldır sürdürmüş olduğu HES mücadelesinde bir kez daha hukuk mücadelesini kazandığını ve Arlı Vadisi’nin SİT alanı olarak kaldığını” kaydetti.

“Önce, ‘enerji gerekiyor, ihtiyaç var, size hizmet edeceğiz’ dediler. Sonra ihtiyaç olmadığını, yurtdışına bile enerji verdiğimizi, alternatiflerin ve tasarruf tedbirleri uygulanmaları, iletim hatları, baraj kapasiteleri, kayıp kaçaklarla kat kat daha fazla enerji üretebileceğini kabul etmek zorunda kaldılar.

“Daha sonra bitki, böcek, orman, yayla, maden, yol bahaneleri ile vadilerimize saldırdılar. Yine bu halkı kandıramadılar. Şimdi ise yayla yolları projeleri ile su ve maden kaynaklarına ulaşmanın yollarını arıyorlar.

“Aynı zamanda akarsuların kullanım hakkını ellerine geçiren şirketler bu sefer dere ıslah çalışmaları yoluyla dereleri işgal etmeye başladılar. Beş metrelik duvarlarla suyu hapsetmeye çalıştılar. Taşkınları önleme bahanesi ile 500 yıllık projelerle karşımıza çıktılar. Bütün derelerin her iki tarafına duvarlarla suları kontrol altına almak istediler.

“Dünyanın korunması gereken 200 Ekolojik Alanından birisi olan ve bozulmamış ekosistemi, tarihi ve kültürü ile bir turizm bölgesi olarak, ürettiği organik çay, fındık, kivi ve likapasıyla, organik arıcılık ve balıkçılığıyla dünyaya adını duyuran bu bölgenin halkı yok sayılmaktadır. Biz buna asla izin vermeyeceğiz ve bu değerlerimizi yok ettirmeyeceğiz.” (YY)